AKP Şeriat İsteyen Araplara Örnek Olamaz
AKP'nin Arap dünyasındaki İslamcı partilere örnek olabileceğini savunanlar yanılıyor.İşte nedenleri… Geneive Abdo yazısı…
Geneive Abdo
AKP Ortadoğu'da uygulanabilecek İslam ve demokrasinin ideal evliliği için bir model olabilir mi? Bazı Müslüman aydınlar, siyaseten doğrucu Batılı yorumcular ve AB yetkilileri böyle düşünüyor gibi. Gül'ün Türkiye cumhurbaşkanı seçilmesini ve AKP'nin seçim başarısını, İslamcılardan oluşan bir partinin hür seçimler düzenleyebileceği, demokratik ve laik bir devleti yönetebileceği inancının göstergesi olduğunu savunuyorlar. Bu varsayım, Türkiye'nin İslam dünyasının kalanına ve tüm İslamcıların da AKP liderlerine benzediğine dair yanlış kanıdan kaynaklanıyor. AKP liderleri 'İslamcı' diye tanımlanmamalı. Gül'ün dediği gibi: "Laiklik, cumhuriyetimizin temel prensiplerinden biri ve bir sosyal barış yönetimidir."
Çoğu Müslüman toplumda İslamcılar laik devleti onaylamaz. Ürdün ve Mısır'da, resmi olmayan İslamcı parti ve hareketler şeriat için mücadele ediyor. Şeriat yönetimi aslında, muhalefet hareketlerinin Arap dünyasında geçen 30 yılda otoriter yönetimlere karşı dayanak aldığı öğelerden biriydi. İslam hukukunu savunanlar yalnızca İslamcılar da değil. Müslüman toplumlarda yapılan araştırmalara göre, çoğunluk yasama anlamında kaynaklardan biri veya tek kaynak olarak İslam hukukunu tercih ediyor. Buna karşın, Uluslararası Kriz Grubu'nun son araştırmasına göre, Türkiye'de İslam hukukuna destek hiçbir zaman yüzde 20'yi geçmemiş.
Ortadoğu'daki birçok ılımlı İslamcı AKP'nin başarısını takdir etse de, partinin izlediği yol onlar için fazlasıyla zor. Türkiye ve diğer bölge ülkeleri arasındaki muazzam farklar da hesaba katılmalı. AKP, çok daha ideolojik bir yapıya sahip Refah Partisi'nden doğdu. Ancak yavaş yavaş ülkenin laik geleneğinin çizgisine yaklaştı. Arap dünyasındaysa laiklik 1950 ve 1960'larda zirve yaptı, 1967'de Altı Gün Savaşı'yla durakladı. Arapların İsrail karşısındaki büyük yenilgisi siyasal İslam'ın yükselişine vesile oldu. O zamandan beri siyasal İslam'ın etkisi giderek arttı. Birçok Arap ülkesinde İslamcılar iktidara gelirlerse muhtemelen içki, eşcinsellik ve internet ve filmlerde pornografik görüntüleri yasaklayacaktır.
Arap toplumları, geçen 30 yılda dönüşüm geçirdi ve Osmanlı İmparatorluğu'ndan beri gizliden İslam'a sarılan Türklerin sayısı artsa da Türk toplumundan daha dindar oldular. Arap dünyasındaki İslamcılar Türkiye'nin laik yönetimini taklit etmeye niyetlendiyse de, hâlâ dini yetkililerin artan nüfuzunu yanıtlamak durumundalar. Bunlar, Kahire'deki el Ezher Üniversitesi'ndeki âlimlerden, Arap dünyası boyunca yandaşları bulunan saygın imamları kapsayan geniş bir yelpazeden oluşuyor.
Türkiye'de dini yetki her zaman, din âlimlerinin ve imamların İslami doktrini yorumlama özgürlüğüne sahip olduğu Arap dünyasından farklı biçimde devlet yapısının bir parçası oldu. El Ezher'deki şeyhler ve Körfez'deki âlimler arasında fetvalara dair anlaşmazlık yaşandı. Buna karşın, İslami yorumlama üzerinde bugün de süren devlet kontrolünün Türkiye'de uzun geçmişi var. Laik devleti kurarken Atatürk, İslam'ın Müslüman Kardeşler'in Mısır'da 1928'de oluşturulmasından sonraki gibi, muhalefet için zemin teşkil etmesine izin vermedi. Türk devleti, mesaj ve mesajı ileten üzerindeki kontrolüyle İslam'ı kurumlaştırdı. İmamların vaaz vermesine izin verilirken, dini yorumlara devlet onayı zorunlu kılındı. ABD ve Avrupa'daki uzmanlar, Türk modelinin her yerde uygulanabileceği varsayımını kabul etmede aceleci davranmamalı. İslam dünyası nasıl tek tip değilse, bu ülkelerin hepsinde İslami demokrasiler kurulsa bile, birbirine benzemeyebilir. (11 Eylül 2007)
radikal