Abdurrahman Dilipak

Abdurrahman Dilipak

Emanet, veda, vefa, feda, çile

Ve Ramazan ayı da artık bitti. Ramazan bayramının 2. Günündeyiz. Bayramın ruhaniyeti hayatımızı kuşatsın da ahir zaman fitnesinden kurtuluşumuz için uyanışımıza vesile olsun inşallah.

Peki, Ramazan’dan geriye bize ne kaldı onun üzerinde düşünelim biraz. Düne dair ne varsa dünde mi kaldı yoksa. Ben bugün bu konuda bazı hatırlatmalarda bulunmak istiyorum.

Malımız, canımız, sevdiklerimiz Allah yolunda feda olsun” diye söz vererek bu dine girmedik mi? Tevbe 24. Ayet'te ne buyuruyordu Allah: "De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, akrabalarınız, kazandığınız mallar, kesildiği korkusuyla tembellik ettiğiniz ticaret ve hoşlandığınız evler size, Allah’tan, Resulünden ve O’nun yolunda cihad etmekten daha sevgili ise, o zaman Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin. Allah fasıklar topluluğuna hidayet vermez." Âl-i İmrân 92: "Siz sevdiğiniz malı, Allah yolunda harcamadan, gerçek iyiliğe ulaşamazsınız. Her ne harcarsanız, şüphesiz Allah onu bilir." Tevbe 111 "Şüphesiz Allah, müminlerden canlarını ve mallarını, kendilerine cennet karşılığında satın almıştır. Onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve öldürülürler. Bu, Allah’ın hak bir vaadidir. Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da Allah’ın üzerine gerçek bir vaat olarak yazılmıştır. Kim Allah’tan daha fazla sözüne bağlı olabilir? O halde sevinin, bu yaptığınız ticaretin karşılığı olarak. İşte en büyük başarı budur." Fetih 29 "Allah’ın elçisi, müminlere karşı son derece merhametli, şefkatli ve bağışlayıcıdır. Sen, onları, Allah’ın yolunda cihat ederken, Allah’ı hoşnut etmek için mallarını ve canlarını feda eden bir topluluk olarak görürsün."

Bu ayetlerde, İslam'da Allah'a ve Resulüne olan sevginin saygının, sadakatin, dünyevi ilişkiler ve dünyevi kazançlardan daha ön planda olması gerektiğini vurgular. Müslümanlara, sevdiklerinin, mallarının ve dünyalık şeylerin, Allah’ın yolunda yapılan cihada ve dini görevleri yerine getirmeye engel olmaması gerektiği öğretilir. Bu ayet, insanları mal ve mülklerini Allah yolunda harcamaya teşvik etmektedir. Burada, müminlerin Allah yolunda canlarını feda etmeye hazır oldukları anlatılmaktadır. Bu tür ayetler, Allah’ın müminlere verdiği bir vaadi açıklar. Müminler, mallarını ve canlarını Allah yolunda feda ettikleri takdirde, Allah onlara cennet karşılığında büyük bir ödül vaat etmektedir. Bu, Allah’ın her kitabında (Tevrat, İncil ve Kur’an) müjdelediği bir vaattir ve müminlerin Allah (cc) ile bu büyük ticaretinin karşılığında en büyük başarıyı, kazancı, faydayı elde edeceği belirtilmektedir.

Peki biz böyle bir imtihana hazır mıyız? Cevabını arayan asıl soru bu. Malınızı, canınızı, sevdiklerinizi feda etme konusunda bir tereddüdünüz mü var yoksa.

Ha, bu arada Allah haksız elde ettiğiniz mal, para, makam, diploma, o her ne ise, çalıntı, hile ile elde edilmiş ne varsa onu istemiyor. Onların hepsi, cehenneme yakıt olacak kazanımlardır.

O vermediği bir şeyi istemiyor. O bize şartlı olarak emanet verildi. Onu sahibine iade etmekte tereddüt mü ediyorsunuz yoksa.

Sakın ha, şöyle düşünmeyin, Allah’ın size, sizin paranıza, malınıza ihtiyacı var! Haşa, kim Allah’ı yeterli görmeyip de “Allahtan başka birine sığınma, başka birinin yardımına ihtiyaç duyacak”! Hasbunallah! Koruyucu, yardımcı ve vekil olarak Allah (cc) yeter!. O sizin emanete hıyanet edip etmediğinizi size göstermek istiyor. Bir imtihan. Gerçekten iman edip etmediğiniz bu sınavda belli olacak.

Korkmayın! Allah (cc) sözünde sadıktır. Ecelinizden önce ya da sonra ölmeyeceksiniz, rızkınızdan az ya da çok da yemeyeceksiniz. Kaderinizden başka bir kaderiniz de yok.

Size müjdeli bir haberim var. Siz Allah’ın rızasını gözeterek, Onun size verdiğini siz onu insanlarla paylaşır, onlara yardım ederseniz, o şeyleri helal yoldan kazanıp, helal bir şekilde tasarrufta bulunuyorsanız, Allah’ın size verdiklerini Allah (cc) yolunda harcama konusunda tereddütsüz bir imana sahipseniz, Allah (cc) onları sizden almak yerine, on, katı, yüz katı, hatta 700 katı ile geri verecek, ömrünüzü bereketlendirecek, işinizi kolaylaştıracak, gönlünüze ferahlık verecek.

Allah (cc) ile böyle bir ticarete var mısınız?

Sizi zevcenizi, o çocukları, malı, mülkü, makamı veren de Allah! Onları feda etmeyi göze alamıyorsanız, Tevbe 24’de ne diyordu Allah (cc), “o zaman yakın olan bir azabı bekleyeceksiniz

Âl-i İmrân 14‘de şöyle buyurdu Allah(cc): "İnsanlar için süslü kılınan şeyler şunlardır: Kadınlar, çocuklar, ambar ambar biriktirilmiş altın ve gümüş, değerli atlar, büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar ve tarla ekinleri. Bunlar, dünya hayatının geçici menfaatleridir. Allah katında ise, her zaman için en hayırlı olan, takva ve Allah yolunda yapılan iyiliklerdir."

Sahi o “Haydi yavrum haydi git, ya gazi ol ya şehid” diyen analar nerede? Güzellik salonlarında manikür, pedikür, Tattoo, Piercing mi yaptırıyorlar yoksa!

Dünya imkanlarını feda etmeyi göze alamazsanız (Bu ananız, babanız, çocuklarınız, zevceleriniz de olsa) Ahiret yurdunda yeriniz yok, bunu bilesiniz! Bu dünya oyun ve eğlence yeri değildir. Âl-i İmrân 185‘de Allah (cc) bu konuda şöyle buyurdu: "Her nefis, ölümle tanışacaktır. Ancak kıyamet günü, amellerinizin karşılığı size tam olarak verilecektir. Kim ateşten uzaklaştırılıp cennete sokulursa, gerçekten başarılı olmuştur. Dünya hayatı, aldatıcı bir zevkten başka bir şey değildir."

Peki şimdi keyfiniz nasıl. Allah’ın resulü (sav) şöyle buyuruyor: “Ağzınızın tadını kaçıracak ölümü sıkça anınız!

Herkes ÇİLE’den kaçıyor ve Haz, keyif peşinde koşuyor. Rahatına bakıyor. “La rahate fid-dünya” dünyada öyle pek rahat yok. Hiç rahat yok da değil elbette.

Evet, emanete hıyanet etmek yok. Can da, hayatta bir emanet, onu haramla kirletme, ona zarar verme hakkınız yok. Bir gün bu dünyaya VEDA edip, bu geçici, ölümlü dünya hayatından ölümsüz bir dünyaya hicret edeceğiz. Allah’a Galu bela zamanında Elestü bezminde verdiğimiz AHİD’e sadık kalacağız. Ve Allah’ın resulüne, Allah yolunda malımız, canımız ve sevdiklerimizi feda etmeyi göze alarak, karşılığında cenneti satın alacağımız o günkü BİAD’ımıza sadık kalacağız. VEFA’lı olacağız. Ahde vefa gerekir. Gerektiğinde sahip. Olduğumuz herşeyi FEDA etmeye nefsimizi hazırlamadan, ÇİLE imtihanından geçmeden İLAHİ RIZA’ya, CENNET’e ulaşmak mümkün değil.

Yukarıdaki ayetlerde dünyadaki süslü şeylerin ve sevilen mal varlıklarının insanı sınava sokan, bazen dikkatini dağıtan, fitne olabilen şeyler olduğu vurgulanmaktadır. İnsanlar, bu dünya nimetlerine aşırı bağlanmamalı ve bunları Allah’ın rızasını kazanma yolunda kullanmalıdır. Mal, can, sevdiklerimiz dünya nimetlerinin Allah yolunda harcanmadığı takdirde fitne olabileceğini, eğer bunlara aşırı sevgi besleyip, Allah’ın yolunda kullanılmazlarsa, yakın bir azabın beklenmesi gerektiğini belirtir. Allah (cc), dünya nimetlerine karşı aşırı bağlanmayı, bu nimetleri O'nun yolunda kullanmayı hatırlatmaktadır.

Şunu bilelim ki, “İman ettim” demekle, hemen yakamız bırakılıvermeyecek. Allah (cc) bizi mallarımız, canlarımız, sevdiklerimizle, kimi zaman artırarak, kimi zaman eksilterek imtihan edeceğini söylüyor. Bu imtihana hazır mıyız! Tevbe istiğfar ettik mi, üzerimizdeki haramlardan, kul hakkından kurtulduk mu? Kötü dostları(!?) terk ettik mi?

65 yıl sonrası ömrünüz için bütün çalışma hayatınızda emeklilik pirimi ödüyorsunuz. Sonsuz bir ahiret hayatı için bugünden primlerinizi yatırıyor musunuz, yoksa Allah’ın sizin malınızda yoksullar için ayırdığı payı da ödemiyor musunuz? Zekattan söz ediyorum!?

Kur’an-ı Kerim, Yaratanın peygamberi vasıtasıyla yaratılana vahyettiği yaşama biçimidir. Onun açıklanmış rızasını beyan eder. O kitaptan, sözel ve uygulamalı olarak imtihana çekileceğiz. Böyle bir imtihana hazır mıyız. Çocuklarınızın sınıfı geçmek için çalıştığı kadar siz cennete girmek için dersinize çalışıyor musunuz? Cennete gitmenin sınıfı geçmekten daha kolay olduğunu mu düşünüyorsunuz yoksa? Selam ve dua ile.

Bu yazı toplam 124 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar