Abdurrahman Dilipak

Abdurrahman Dilipak

Uyuşturucu işi

Uyuşturucu işi, hem bazı devletlerin, hem de bazı ülkeler için gelir kapısıdır. Uyuşturucu işini yapanlar, doğrudan ve dolaylı olarak altın, elmas gibi değerli metaller ve nadir element işleri ile de ulaşırlar ve tabii, kara, hava, deniz taşımacılığı ile de. Bunların Siyaset, bürokrasi iş dünyası, bazı dini örgütler, Media, diplomasi ve futbol takımları ile yakın ilişkileri de vardır. Bir çok hayır işleri de yaparlar.

Yabancı ülkeler tarafından desteklenen terör örgütlerinin finansmanı genellikle bu şekilde sağlanır. Bir çok devlet, uyuşturucu işini kendine kayıt dışı operasyonlar için finans aracı olarak görürken, bazıları kontrollü bir uyuşturucu politikası ile, toplumun istenmeyen kesiminin dışlanması, çürütülmesi için değerlendirilirken, bunların arasından birileri de hükümetlerin kayıt dışı kirli operasyonlarında kurye, tetikçi olarak kullanıldı. Uyuşturucu güçlü devletlerin zayıf rakiplerini çökertmek için de bir malzemedir. Hedef ülkelerdeki Muhteris politikacılar ve iş adamlarının önü açılarak uyuşturucu ülke halkına karşı bir silah olarak ele alınırken, ülke içindeki siyaset, bürokrasi, özellikle de istihbarat ve polis, jandarma teşkilatındaki birilerinin bu elemanlar üzerinden takibi sureti ile istihbarat faaliyetlerinin ötesinde, siyaseti manipüle etmek, bunlar üzerinden media ve STK’ların kontrol altına alınması için bir kapı açılmış olur.

İş bununla da kalmaz, çünkü uyuşturucu, fuhuş ve kumar kardeştir. Dahası bu yapının içinde mutlaka mafyöz ilişkiler, kara para, kayıt dışı işlemler, altın elmas gibi değerli taşlar ve madenler ve maden ocakları hayati önem taşır. Çünkü bu şekilde kayıt dışı servetin kayıt altına alınması daha kolay olacaktır. Bu yapılar devletin kayıt dışı işlerinde taşeronluk yapma konusunda isteklidirler. Hatta siyasilerin ve bürokratlarında özel işlemlerinde yardımcı olmak onlar için bir “yerli ve milli” olmak gibi bir anlam kazanma vesilesi olacaktır.

Sonuçta bütün bu kayıt dışı paralar, bir şekilde yurt dışına çıkarılacak, OffShohe bankalarına yatırılacaktır. Bu para artık dünya derin devletinindir. Finans Kapital, Global mafia istediği zaman, bu işi yapanlar söz dinlemez ya da kontrol dışına çıkarlarsa, verilen görevleri yerine getirmezlerse, bir takım grubları, oluşumları, media’yı, STK’ları arkalarına almazlarsa, o çevrelerden birileri ile dirsek teması kurmazlarsa o dışarı kaçırdıkları paralara el konulabilir ve kendileri de tutuklanabilir. Onlar da bu işi bilirler. Onun için paralarını kaçırdıkları ülkelerde kendilerine “güvenilir” hukukçular, mali müşavirler, o ülke siyaset ve bürokrasisi, yargı ve polis teşkilatı ile doğrudan veya dolaylı yakın ilişkiler kurarlar ve oradaki paralarını teminat olarak gösterip, oradaki paralarını, yine paralarını kaçırdıkları ülkelerdeki muteber (!?) Mafia, siyaset ve bürokrasi çevreleri ile doğrudan ve dolaylı ortaklıklar kurarak, kendi ülkelerindeki yatırımlar, işletmeler için yabancı sermaye olarak getireceklerdir. Böylece karlarını güvenli bir şekilde ortak ya da kredi sağlayan kendi şirketlerine geri taşımış olacaklardır. Aslında istihbarat örgütleri için bu yol, o ülkelerdeki VIP ve CIP’lerden bilgi almak, ya da tehdit ve şantajlar için önemli fırsatlar sunacaktır.

Mafya liderleri zeki ve kurnaz insanlardır. Mesela uyuşturucu ile mücadele derneklerine yardım da edebilirler. Önemli bir parti mal taşıyacaklarında, başka bir yöndeki küçük bir parti malı ihbar ederek aslında güven de tazelemiş olabilirler. Hedeflerindeki göz diktikleri bir kullanıcıyı şantaj ya da kazanmak için ihbar edip, içeri girdikten sonra onu kurtarmak için avukat tutup onun güvenini kazanmak için de böyle bir komplo kurabilirler. Sadece kullanıcı olan on binlerce kişi içeri düştükten sonra çevresinden dışlanıp iş bulamayacakları için mafyanın eline düşmeleri için güçlü bir zemin oluşturulmuş olacaktır. Bu kişiler yurt içinde ve dışında kara para, kayıt dışı işler, ya da kayıtlı yatırımlarda eleman olarak kullanılması için onlara bir fırsat sunulmuş olacaktır.

Bugün uyuşturucu öyle bir hale geldi ki, artık ürün çeşitliliği çok fazla. Eroin, Kokain ya da esrardan ibaret değil ürün çeşitliliği. Bio Rezonans temelli siber uyuşturucu da var artık. Lucid Dreamlar, Astral yolculuklar da siber bağımlılık yapıyor. Metanfetamin ya da Bonzai türevlerini geçin, Tiner, Bally türü Solvent bazlı uyuşturucular artık her yerde. Hırdavatçıdan, kırtasiyeciye, Eczahane’den Parfümeriye kadar kadar her yerde uyuşturucu temin etmek mümkün. Parfümerilerdeki Oje sökücü de uyuşturucu olarak kullanılabiliyor, Eczanelerdeki ağrı kesiciler, kırmızı reçeteli ilaçlarda. Afrodizyak olarak kullanılan Captagon türü ürünler de bir tür uyuşturucu. Bunların içinde en masumu Esrar. Çünkü onun biyolojik riski yok ve bağımlılık biyolojik değil psikolojik..

Ne yazık ki, Tinerin kontrolsüz satıldığı ülkemizde sanki en ağır uyuşturucu türü imiş gibi hedef tahtası haline getiriliyor. Türkiye’deki uyuşturucudan tutukluların çok çok büyük bir kısmı esrar kullanıcısı. Oysa kimyasal uyuşturucuların önünü almak için esrarın, tedaviyi kabul edenler için kontrollü olarak serbest bırakılması ve esrarı uyuşturucudan kurtulmak için kaçış kapısı olarak kullanılmasını sağlamak ve esrar üzerindeki Mafia’nın kontrolünü kırmak için SGK’nın TH' yi doz kontrolü, doktor gözetimi ve reçetesi ile sağlık sigortası kapsamında ücretsiz vermesi gerek. Bunu başarabilirsek SGK da ülkemizde bu işten karlı çıkarız aslında. Esrar korkusu ile kenevirin doğrudan ve dolaylı olarak ekonomi ve sağlık açısından yüzlerce faydasını görmezden geliyoruz maalesef.

Yeni bir dünya kuruluyor. Siber uyuşturucu/Sanal uyuşturucusular da var artık. Kişi kendi uyuşturucusunu da yapabilir, satabilir ya da paylaşabilir de. Bunu ancak yapay zekaya bağlı Avatar ya da Humanoid siber polisle engelleyebilirsiniz. Ya da uyuşturucu parası için OffShore aramaya da gerek yok. Kripto parayı aynı anda dünyanın başka bir yerine aktarabiliyorsunuz. Buna bağlı siber istihbarat, siber güvenlik yöntemleri geliştiriliyor. Artık sentetik/kimyasal uyuşturucular her yerde var. Her yerde üretilebiliyor. Sürekli yeni çeşitler üretiliyor.

Eski uyuşturucu babalarının yerini yenileri alacak artık. Bir Pablo Escobar bir daha gelmeyecek. Haftalık 500 milyon dolarlık satışla 150 milyar dolarlık bir servete sahip olmak kolay değil. Mesele sadece para kazanmaksa uyuşturtucudan başka yollar da var artık, daha düşük maliyet ve riskli.

Kokain Kralı Escobar, birine rüşvet teklif eder ve o kişi bunu reddederse, onun raconuna göre o kişi öldürülürdü. “Ya Rüşvet ya kurşun” karşısındaki kişi birini tercih etmek zorundaydı. ABD’de mafya tanıkları ortadan kaldırır, Kolombiya’da ise Pablo tüm mahkemeyi yok ederdi. 1989’da Forbes, onu dünyanın en zengin 227 kişisinden biri olarak listelemişti. Ona göre, Tam kontrol, maksimum kâr ve minimum risk demektir. Tedarik zincirinin bütün aşamaları takip ediliyordu ve hata yapan affedilmiyordu. Kalite ve güven fiyattan önceydi onun için. Büyük hayalleri vardı ve büyümek için makul bir risk almaktan korkmamalıydı, ama maceradan kaçınmalıydı.. Ona göre bu işi yapan rakiplerine karşı Amansız Olmalı ve çevresine korku salmalıydı. Halk nezdinde itibarını yüksekte tutmak için parasını fakirlere yardım etmek için cömertçe kullandı. “Yoksul babası” olmak onun için ayrıca bir vijdani tatmin sağlıyordu. Ve bu yüzden, düşmanları dışında yoksul kesimden bir çok kişi onun bu yönünü seviyordu.

Pablo Emilio Escobar Gaviria, Kolombiyalı uyuşturucu baronu çiftçi bir baba ile ilkokul öğretmeni bir annenin yedi çocuğundan biri olarak dünyaya geldi. Hırsızlık yaptı, kaçakçılık yaptı, adam kaçırdı ve Medellín Karteli denilen dev bir uyuşturucu karteli oluşturdu. 1.67 cm boyundaki bu ufak tefek adam 1 Aralık 1949 da doğdu ve 45 yaşında 2 Aralık 1993’de öldü. Bir çok ülkede resmi kayıtlara "narko-terörist" olarak geçti. İşinin zirvesinde dünyanın en zengin 7. Kişisi olmuştu. Escobar öyle bir servete sahip oldu ki, ülkenin dış borcunu ödemeye bile talib olmuştu bir ara! Bu örnek uyuşturucu piyasasında dönen paranın büyüklüğünü görmek açısından önemlidir.

Bütün bunları şunun için anlattım. Bir asra yakın zamandır sözde uyuşturucu ile mücadele ediliyor. Ama Pazar büyürken uyuşturucu kullananların sayısı artıyor. Din, devlet, okullar, sivil ve resmi örgütler güya bu beladan kurtulmak için çalışıyor. Ama durum giderek kötüleşiyor. Çünkü bir çok hükümet ve örgüt bu konuda yapılan açıklamaların aksine bu kirli işin bir parçası. Bu gerçek görülüp ortaya çıkartılmadığı sürece de bu kötü gidiş yayılarak, derinleşerek, hız ve şiddetini artırarak devam edecektir. Bu ülkelerin zengin ya da fakir olması ile, eğitimli ve eğitimsiz olması ile de ilgili bir durum değil bu. Herkese uygun bir uyuşturucu türü vardır ve bundan sonra bu konu daha can yakıcı ve kriminal risk sayısı, toplumsal maliyet, sağlık maliyeti açısından durum daha da kötüleşecektir. Çünkü karşımızda örgütsel yapıyı, kullanıcıların bu konuya yönelme sebeblerini, uyuşturucu kullanıcılarının psiko sosyal açıdan davranış özelliklerini ve risklerini bilmiyoruz. İnsanların alkol ve uyuşturucuya yönelmelerinin sebeblerini doğru tesbit edip, belki oradan başlamak gerek. Uyuşturucuyu da tanımıyoruz. Burada asıl sorumluluk ailelere ve devlete düşmektedir.

Aslında neden bu işlere bulaşmış yurdum insanı neden hatıralarını yazmaz, neden pişmanlıklarını, yanlışlıkları anlatmaz ki. Ne hakim, ne savcı, ne polis, ne siyasetçi, ne bürokrat, hem kullanıcı, ne mafia babası neden hep susarlar. Bildikleri ile toprağa girerler. Oysa sonrasında hesabları bu dünyadakinden çok daha çetin olacaktır. Allaha ve ahiret gününe inanmaz mı bu insanlar.

Tekrar söylüyorum Esrar diğer uyuşturuculara geçiş kapısı olabileceği gibi kaçış kapısı da olabilir. Bu yasalar, bu mevzuat, bu uygulama ve polisiye tedbirlerle bir çözüm üretmek mümkün değil. Bunun böyle olduğunu görmek için bu konuda uzman olmaya da gerek yok. Hatta bugünkü uygulamalar bir çok açıdan Mafia’nın işine yaramaktadır. Yanlışın neresinden dönülürse orası kardır. Kovanın dibi delikse, kovaya su doldurmanın faydası yoktur. Her gün daha fazla kişi uyuşturucuya başlarken seçilmiş ve şanslı bir avuç kişinin kurtarılması sorunun çözülmesi için yeterli olmayacaktır. Selam ve dua ile.

Bu yazı toplam 284 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar